Yoksullukla Mücadele, İnsanî Gelişim ve Küresel Dayanışma İçin Yeni Bir Model
PROJE TASLAĞI — SÜRÜM 0.1
Dünya tarihinde belki de hiçbir dönemde bugünkü kadar büyük bir üretim kapasitesine, teknolojik güce, bilgi birikimine ve toplam servete sahip olmadık. Buna rağmen yüz milyonlarca insan temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor; çok daha büyük bir insan kitlesi ise çalışmasına rağmen insanca yaşayabilecek ekonomik güvenceye ulaşamıyor.
Yoksulluk artık yalnızca işsizliğin veya hiçbir gelire sahip olmamanın adı değildir. Günümüzde çalışan, emekli maaşı alan, hatta zaman zaman birden fazla iş yapan insanlar bile kira, gıda, enerji, ulaşım, sağlık, iletişim ve eğitim giderlerini karşılamakta zorlanabilmektedir.
Bu nedenle çağımızın giderek büyüyen sorunlarından biri çalışan yoksulluğudur.
Bir insanın çalışıyor olması onun insanca yaşayabildiği anlamına gelmez.
Yapay Zekâ Destekli Küresel Tamamlayıcı Gelir ve Gelişim Sistemi, tam olarak bu gerçeklikten hareket eden yeni bir sosyal dayanışma modeli önerisidir.
Bu sistemin amacı insanlara çalışmadan yaşayabilecekleri sınırsız bir gelir sağlamak veya herkese aynı miktarda para dağıtmak değildir. Amaç, geliri insanca yaşamaya yetmeyen insanların ekonomik açığını mümkün olduğunca doğru belirlemek ve bu açığın sürdürülebilir ölçüde bir bölümünü şeffaf, denetlenebilir ve uluslararası ölçekte geliştirilebilecek bir dayanışma sistemi aracılığıyla tamamlamaktır.
Ancak projenin amacı yalnızca para dağıtmak değildir.
Biz ekonomik dayanışmayı eğitim, kişisel gelişim, eleştirel düşünme, çevre bilinci, toplumsal sorumluluk, dijital okuryazarlık, fiziksel ve zihinsel esenlik ve dayanışma kültürüyle birleştirmek istiyoruz.
Temel düşüncemiz şudur:
İnsan yalnızca para kazanmasın; öğrenirken, düşünürken, gelişirken, kendisine ve çevresine fayda sağlarken da kazanabilsin.
TAMAMLAYICI GELİR NEDİR?
Dünyanın farklı ülkelerinde, hatta aynı ülkenin farklı şehirlerinde yaşam maliyetleri büyük ölçüde değişmektedir.
İstanbul'da kirada ve yalnız yaşayan bir insanla küçük bir kentte kendi evinde ailesiyle yaşayan bir insanın ekonomik ihtiyaçları aynı değildir. Çocuk sahibi olanla olmayanın, kirada yaşayanla kendi evinde yaşayanın, tek başına yaşayanla kalabalık bir hanede yaşayanın koşulları farklıdır.
Dolayısıyla sistem herkese aynı miktarda para dağıtan klasik bir temel gelir modeli olmayacaktır.
Yapay zekâ destekli değerlendirme mekanizması kişinin yaşadığı ülke ve şehirdeki gerçek yaşam maliyetlerini, hane büyüklüğünü, doğrulanmış gelirini, kira durumunu ve temel zorunlu giderlerini değerlendirerek bir “insanca yaşam gelir eşiği” hesaplamaya çalışacaktır.
Basitleştirilmiş bir örnek verelim:
Bir kişinin bulunduğu şehir ve yaşam koşulları içerisinde insanca yaşayabilmesi için aylık 75.000 TL kullanılabilir gelire ihtiyaç duyduğu ve kişinin doğrulanmış toplam kullanılabilir gelirinin 48.000 TL olduğu tespit edilmiş olsun.
Bu durumda:
75.000 TL – 48.000 TL = 27.000 TL yaşam açığı
ortaya çıkmaktadır.
Bu, sistemin mutlaka 27.000 TL ödeyeceği anlamına gelmez. Dayanışma havuzunun büyüklüğüne, kullanıcının ihtiyaç derecesine ve sistemdeki toplam kullanıcı sayısına göre bu açığın belirli bir oranı karşılanabilir.
Temel ilke şudur:
İnsanı zenginleştirmek değil, yoksulluğun oluşturduğu yaşam açığını küçültmek.
KİMLER SİSTEME KABUL EDİLECEK?
Sistem gerçekten ihtiyacı bulunan insanlara ulaşmalıdır. Bunun için başvuru sırasında belirli ekonomik bilgilerin doğrulanması gerekecektir.
Başvuruda kişinin kimliği, ülkesi ve yaşadığı bölge doğrulanacak; gelir durumu, kira veya konut durumu, hane büyüklüğü ve sistemin ekonomik ihtiyaç seviyesini belirleyebilmesi için gerekli sınırlı bilgiler değerlendirilecektir.
Emekli olduğu hâlde geçinebilmek için çalışmaya devam eden biri de, düşük ücretle çalışan biri de, işsiz biri de veya geliri bulunduğu hâlde yaşadığı şehrin zorunlu yaşam maliyetlerinin çok altında kalan biri de sisteme başvurabilecektir.
Ama burada çok önemli bir ilke olacaktır:
Sistem ihtiyaç sahibini küçük düşürmeyecektir.
İnsanlardan ekonomik destek alabilmek için hayatlarının bütün ayrıntılarını teşhir etmeleri beklenmeyecektir. Yalnızca ekonomik ihtiyacın makul biçimde doğrulanması için gerçekten gerekli bilgiler istenecektir.
SİSTEM NASIL ÇALIŞACAK?
Kabul edilen kullanıcı için kişisel bir hesap oluşturulacaktır.
Bu hesapta kullanıcının ekonomik ihtiyaç seviyesi, tamamlayıcı gelir hakkı, gönüllü görevleri, kazandığı puanlar, eğitim programları ve haftalık ödeme bilgileri bulunacaktır.
Kullanıcı sisteme telefon uygulaması veya web sitesi üzerinden erişebilecektir.
Ana ekran mümkün olduğunca basit olacaktır.
Kullanıcı örneğin:
Bu haftaki temel destek hakkını,
tamamladığı görevlerden elde ettiği ek kazancı,
bekleyen görevlerini,
kişisel gelişim programını
ve
bir sonraki ödeme tarihini
görebilecektir.
Sistemin hedefi insanları karmaşık menüler arasında dolaştırmak değil, teknolojiyi mümkün olduğunca görünmez ve kolay kullanılabilir hâle getirmektir.
HAFTALIK ÖDEME
Ödemelerin mümkün olduğunca haftalık yapılmasını öngörüyoruz.
Çünkü yoksulluk ay sonunda ortaya çıkan bir problem değildir.
İnsan her gün yemek yer. Her gün ulaşım kullanır. Market alışverişi, çocukların ihtiyaçları, elektrik, iletişim ve diğer zorunlu giderler sürekli devam eder.
Bu nedenle sistemin temel ödeme modeli yaklaşık olarak şu mantıkla çalışabilir:
Haftalık ödeme = Tamamlayıcı temel destek + görev gelirleri + sosyal katkı bonusları
Buradaki en önemli unsur, temel desteğin yalnızca görev yapmaya bağlı olmamasıdır.
Bir insan hasta olduğu veya birkaç gün görev gerçekleştiremediği için bir anda ekonomik desteğini kaybetmemelidir.
Görevler temel desteğin yerine geçmez.
Görevler ek gelir ve gelişim fırsatı sağlar.
GÖREV EKONOMİSİ
Bugün internette çok sayıda “görev yap–para kazan” sistemi bulunmaktadır. Kullanıcılar reklam izler, anket doldurur, sponsor bağlantılarını ziyaret eder, oyun oynar veya belirli internet sitelerine üye olur.
Bu görevlerin bazıları bizim sistemimizde de bulunabilir.
Ancak biz bunun çok ötesine geçmek istiyoruz.
Neden bir insan yalnızca reklam izleyerek para kazansın?
Neden kitap okuyarak kazanmasın?
Neden yeni bir şey öğrenerek kazanmasın?
Neden doğaya yardım ederek kazanmasın?
Neden eleştirel düşünmesini geliştirerek kazanmasın?
Bu nedenle sistem içerisinde iki temel görev kategorisi bulunabilir.
Birinci kategori reklam, anket, araştırma, sponsor içerikleri ve benzeri klasik dijital görevlerden oluşabilir.
İkinci ve bizim açımızdan çok daha önemli kategori ise insanî gelişim ve toplumsal fayda görevleri olacaktır.
ÖĞRENEREK KAZANMAK
Kullanıcı örneğin “Doğayı ve diğer canlıları neden korumalıyız?” başlıklı kısa bir eğitim videosunu izleyebilir.
Video tamamlandıktan sonra sistem kullanıcıya:
“Bu videodan ne anladığını kendi sözlerinle anlat.”
diye sorabilir.
Kullanıcı ister yazabilir ister konuşabilir.
Kendi dilini kullanabilir.
Yapay zekâ burada mükemmel dilbilgisi veya akademik bilgi aramayacaktır.
Temel soru şudur:
Kullanıcı konuyu gerçekten anlamaya çalışmış mı?
Benzer şekilde ayrımcılık, ırkçılık, dogmatik düşünce, kişisel hijyen, çevre bilinci, finansal okuryazarlık, dijital güvenlik, temel bilim, tarih, sanat, insan hakları ve yüzlerce farklı konuda kısa eğitimler oluşturulabilir.
Tamamlanan eğitimler puanla ödüllendirilebilir.
FELSEFE VE ELEŞTİREL DÜŞÜNME
Sistemin en önemli eğitim alanlarından biri felsefe olabilir.
Kullanıcı her gün örneğin 10–15 dakika yapay zekâ ile konuşabilir.
Fakat amaç filozof isimlerini ezberletmek değildir.
YZ kullanıcıya:
“Adalet nedir?”
“Özgürlük nedir?”
“Bir davranışı ahlaki yapan nedir?”
“Çoğunluğun doğru kabul ettiği bir şey yanlış olabilir mi?”
gibi sorular sorabilir.
Kullanıcı kendi düşüncesini anlatır.
Yapay zekâ karşı sorular sorar.
Burada doğru ideoloji yoktur.
Kullanıcı sosyalist, liberal, muhafazakâr, anarşist, Budist, Müslüman, Hristiyan, ateist veya başka bir düşünce sistemine sahip olabilir.
Sistem kişinin ne düşündüğünü değil, düşünmeye çalışıp çalışmadığını değerlendirmelidir.
KİTAP OKUYARAK KAZANMAK
Kullanıcı sistemde bulunan veya telif hakları açısından uygun şekilde erişilebilen dünya klasiklerinden birini seçebilir.
Her gün birkaç sayfa okuyabilir.
Belirli aralıklarla yapay zekâ kitap hakkında basit sorular sorabilir:
“Bu bölümde seni en çok etkileyen düşünce neydi?”
veya:
“Karakterin davranışını doğru buluyor musun? Neden?”
Böylece okuma mekanik bir göreve dönüşmez.
Amaç kitap sayfası saymak değil, okuma alışkanlığı kazandırmaktır.
DOĞAYA VE DİĞER CANLILARA YARDIM
Toplumsal fayda sağlayan faaliyetler de ödüllendirilebilir.
Bir kullanıcı sokak hayvanlarına su veya yiyecek verebilir.
Bir başkası yaşadığı çevrede küçük bir temizlik faaliyetine katılabilir.
Bir diğeri ağaçlandırma veya çevre projesine katkıda bulunabilir.
Bunlar zorunlu görevler değildir.
İmkânı ve isteği bulunan kullanıcılar için ek sosyal katkı görevleridir.
FİZİKSEL VE ZİHİNSEL ESENLİK
Telefon uygulaması kullanıcının açık izniyle adımsayar ve benzeri sistemlerle entegre olabilir.
Yürüyüş, uygun egzersizler, meditasyon, yoga veya Tai Chi gibi faaliyetler kişisel programlara eklenebilir.
Ancak 70 yaşındaki bir insanla 25 yaşındaki bir insanın hedefi aynı olmayacaktır.
Engelli bir kullanıcıya gerçekleştiremeyeceği görev verilmeyecektir.
Sağlık açısından uygun olmayan kilo verme yarışları veya aşırı egzersiz teşvik edilmeyecektir.
İnsan sisteme uymayacak; sistem insana uyacaktır.
YAPAY ZEKÂ ÖĞRETMEN OLACAK, GARDİYAN DEĞİL
Bu projenin temel ilkelerinden biri budur.
Yapay zekâ insanları sürekli izleyen, cezalandıran veya belirli davranışlara zorlayan bir otorite olmayacaktır.
YZ'nin görevi kişiyi anlamaya ve ona yardımcı olmaya çalışmaktır.
Yaşına, eğitim seviyesine, diline, fiziksel durumuna ve ilgi alanlarına göre uygun görevler önerebilir.
Bir kullanıcı bazı görevleri yapmak istemiyorsa alternatif görevler sunulabilir.
Çünkü sistemin temelinde zorlama değil gönüllülük bulunmalıdır.
PUAN VE COIN SİSTEMİ
Görevlerin karşılığında kullanıcılara sistem içerisinde puan veya “coin” verilebilir.
Ancak bu coin'in mutlaka spekülatif bir kripto para olması gerekmez.
İlk aşamada platform içerisinde kullanılan, değeri açıkça tanımlanmış bir hesap birimi olması çok daha güvenli olabilir.
Belirli miktarda coin belirli bir ekonomik destek değerine karşılık gelir.
Ancak coin miktarları projenin finansal modeli oluşturulmadan kesinleştirilmeyecektir.
Çünkü sistemin amacı kullanıcıya ekranda milyonlarca anlamsız puan göstermek değil, gerçek hayatta hissedilebilir ekonomik fayda sağlamaktır.
YAPAY ZEKÂ VE İNTERNETE ERİŞİM
Günümüz dünyasında internet ve yapay zekâ giderek temel bir eğitim ve iletişim altyapısına dönüşmektedir.
Fakat bu teknolojilerden en fazla yararlanabilecek düşük gelirli insanlar çoğu zaman bunlara erişmekte zorlanmaktadır.
Bu nedenle uzun vadede telekom şirketleri ve teknoloji kuruluşlarıyla anlaşmalar yapılması hedeflenmektedir.
Örneğin düşük gelirli kullanıcılara özel internet paketleri oluşturulabilir.
Benzer biçimde gelişmiş yapay zekâ hizmetleri, eğitim platformları ve dijital araçlar indirimli veya kısmen desteklenmiş olarak sunulabilir.
Böylece sistem yalnızca nakit ödeme yapan bir yapı olmaktan çıkarak kullanıcının gerçek yaşam giderlerini azaltan bir sosyal ekonomik ekosisteme dönüşebilir.
MARKET, EĞİTİM, ULAŞIM VE DİĞER DESTEKLER
Aynı model market zincirleri, ulaşım şirketleri, eğitim kurumları ve farklı hizmet sağlayıcılarla geliştirilebilir.
Bir şirket 100 dolarlık doğrudan bağış yapmak yerine binlerce kullanıcıya belirli ürünlerde indirim sağlayabilir.
Böylece dayanışma havuzundaki bir dolar, doğru kurumsal anlaşmalarla kullanıcı için bir dolardan daha yüksek ekonomik fayda yaratabilir.
PARA NEREDEN GELECEK?
Sistemin sürdürülebilirliği finansman kaynaklarının çeşitlendirilmesine bağlıdır.
Kaynaklar arasında gönüllü bireysel bağışlar, yüksek gelirli bireylerin katkıları, şirketlerin sosyal sorumluluk bütçeleri, vakıflar, belediyeler, devletlerin sosyal programları, uluslararası kuruluşlar, etik reklam gelirleri ve sponsorlu eğitim programları bulunabilir.
Bağış yapabilmek için zengin olmak gerekmeyecektir.
Dünyanın herhangi bir yerindeki bir insan küçük bir miktarla sisteme katkıda bulunabilmelidir.
Hatta sistemden destek alan kullanıcılar bile ekonomik durumları elverdiği ölçüde çok küçük gönüllü dayanışma katkıları yapabilirler.
Çünkü temel düşüncemiz:
Bazıları verir, diğerleri alır
değildir.
Temel düşüncemiz:
Gücümüz oranında birbirimizi ayakta tutarız.
ŞEFFAFLIK SİSTEMİN KALBİ OLACAKTIR
İnsanlardan bağış istiyorsak paranın nereye gittiğini göstermek zorundayız.
Bu nedenle platformda mümkün olduğunca güncel bir şeffaflık ekranı bulunmalıdır.
Burada toplam fon miktarı, gelen bağışlar, kullanıcılara dağıtılan para, operasyon giderleri, aktif kullanıcı sayısı, ülkelere göre dağıtılan destek ve diğer temel finansal göstergeler görülebilmelidir.
Bağışçılar isterlerse tamamen anonim olabilir.
İsterlerse sınırlı kimlik bilgileriyle görünebilirler.
Örneğin:
Ti. T. – İstanbul / Türkiye – 25 USD
Sistemin yöneticileri tarafından gerçekleştirilen büyük finansal işlemler de kayıt altında ve denetlenebilir olmalıdır.
BAĞIMSIZ DENETİM
Yapay zekânın sistemi denetlemesi tek başına yeterli değildir.
Bu nedenle üçlü bir denetim mekanizması hedeflenmektedir:
Yapay zekâ destekli denetim + bağımsız uzman konseyi + bağımsız mali denetim.
Uzman konseyinde ekonomi, hukuk, teknoloji, eğitim, sosyal politika, etik ve veri güvenliği gibi farklı alanlardan kişiler bulunabilir.
Temel ilke basittir:
Kullanıcıdan istediğimiz şeffaflığı önce kendimiz göstereceğiz.
MAHREMİYET KIRMIZI ÇİZGİMİZDİR
Sistem kimlik, ekonomik durum ve bazı durumlarda kişisel aktivitelere ilişkin hassas bilgilerle çalışabilir.
Bu nedenle veri güvenliği projenin sonradan düşünülecek bir ayrıntısı değildir.
Kuruluş ilkelerinden biridir.
Mümkün olduğunca:
Topla → doğrula → gerekli sonucu çıkar → gereksiz ham veriyi sil
prensibi uygulanmalıdır.
Örneğin bir fiziksel aktivitenin gerçekleştirildiğinin doğrulanması gerekiyorsa mümkün olan durumlarda görüntünün merkezi sunucuya gönderilmesi yerine kullanıcının cihazındaki yapay zekâ tarafından doğrulanması hedeflenebilir.
Sunucuya yalnızca:
“Görev doğrulandı.”
bilgisi gönderilebilir.
Ekonomik olarak desteğe ihtiyaç duymak, özel hayattan vazgeçmek anlamına gelmez.
SAHTECİLİK VE KÖTÜYE KULLANIM
Böylesine büyük bir sistem mutlaka kötüye kullanılmaya çalışılacaktır.
Sahte hesaplar, aynı kişinin birden fazla hesap açması, sahte gelir belgeleri, otomatik görev tamamlama sistemleri veya başkasına görev yaptırma gibi girişimler olabilir.
Bu nedenle yapay zekâ destekli risk analizi kullanılabilir.
Ancak sistem insanları baştan suçlu kabul etmemelidir.
Şüpheli bir durumda otomatik olarak yardım kesmek yerine gerektiğinde insan incelemesi ve itiraz mekanizması bulunmalıdır.
Bir algoritmanın hatası nedeniyle bir insanın geçim desteğini kaybetmesine izin verilmemelidir.
DAYANIŞMA ÖDÜLLERİ
Platform içerisinde çeşitli sürpriz sosyal ödüller bulunabilir.
Bir aylık market desteği, eğitim bursu, bilgisayar veya tablet, internet desteği, kültürel etkinlik veya tatil gibi ödüller sponsorlar tarafından sağlanabilir.
Ancak sistem kesinlikle kumara dönüşmemelidir.
Para yatırarak daha fazla çekiliş hakkı satın alınmamalıdır.
Amaç insanların kumar dürtüsünden para kazanmak değil, sisteme pozitif ve eğlenceli unsurlar eklemektir.
ŞİRKETLER NEDEN DESTEK OLMALI?
Çünkü yoksulluk yalnızca yoksulların problemi değildir.
Bir toplumda ekonomik uçurum büyüdükçe umutsuzluk, güvensizlik, toplumsal öfke, kutuplaşma ve sosyal çatışma riski de büyüyebilir.
Hiçbir toplum nüfusunun büyük bölümünün sürekli ekonomik korku içerisinde yaşadığı koşullarda uzun süre sağlıklı kalamaz.
Toplumsal barışın ekonomik bir zemini vardır.
İnsanların barınabildiği, beslenebildiği, eğitim alabildiği ve geleceğine ilişkin umut taşıyabildiği bir toplum zengin veya yoksul fark etmeksizin herkes için daha güvenli ve yaşanabilir bir toplumdur.
Bu nedenle şirketlerin ve yüksek gelirli bireylerin sisteme katkısı yalnızca hayırseverlik olarak görülmemelidir.
Bu aynı zamanda içerisinde yaşadıkları toplumun istikrarına ve geleceğine yapılan bir yatırımdır.
İlerleyen dönemlerde devletlerle yapılacak görüşmeler sonucunda düzenli katkıda bulunan şirketlere ilgili ülkenin mevzuatına uygun vergi teşvikleri sağlanması önerilebilir.
İNSANLARI KONTROL ETMEK DEĞİL, ÇARESİZLİĞİN İNSANLARI KONTROL ETMESİNİ AZALTMAK
Bu ayrım bizim için son derece önemlidir.
İnsanların yoksulluğunu kullanarak davranışlarını yönlendiren bir sistem kurmak istemiyoruz.
Ekonomik destek hiçbir siyasi, dini veya ideolojik itaate bağlanmamalıdır.
Ama ekonomik çaresizliğin insan davranışı üzerindeki yıkıcı baskısını azaltabiliriz.
Bir insan sürekli:
“Kirayı nasıl ödeyeceğim?”
“Bu hafta ne yiyeceğiz?”
“Elektrik faturası ne olacak?”
diye düşünmek zorunda kalmadığında zihinsel olarak da nefes almaya başlar.
Bu nedenle sistemin amacı:
İnsanları kontrol etmek değil, ekonomik çaresizliğin insanları kontrol etmesini azaltmaktır.
TOPLUMSAL ESENLİK VE BARIŞ
Ekonomik eşitsizlik günümüz dünyasında giderek daha görünür hâle gelmektedir.
Sosyal medya çağında olağanüstü servet ile ağır yoksulluk aynı telefon ekranında yan yana görülebilmektedir.
Bu durum adalet duygusunu ve mevcut ekonomik düzen hakkındaki tartışmaları doğal olarak büyütmektedir.
Yoksulluk, gelecek kaygısı ve dışlanmışlık uzun süre devam ettiğinde toplumdaki güven aşınabilir ve öfke büyüyebilir.
Toplumsal barış yalnızca güvenlik önlemleriyle korunamaz.
İnsanların kendilerini toplumun bir parçası olarak hissedebilmesi gerekir.
Bu proje dünyadaki bütün ekonomik eşitsizlikleri ortadan kaldıracağını iddia etmemektedir.
Bunun yerine daha gerçekçi bir öneride bulunmaktadır:
Bugün yapabileceğimiz şeyi yapalım.
Bir insanın yaşam açığının bir bölümünü kapatabiliyorsak kapatalım.
Bir insana eğitim sağlayabiliyorsak sağlayalım.
Bir gencin kitap okumasını teşvik edebiliyorsak edelim.
Bir insanın yapay zekâ aracılığıyla felsefeyle tanışmasını sağlayabiliyorsak sağlayalım.
Bir kişinin doğaya veya başka bir canlıya yardım etmesini teşvik edebiliyorsak bunu yapalım.
Bir aileyi birkaç gün ekonomik korkudan kurtarabiliyorsak bunun önemsiz olduğunu düşünmeyelim.
Çünkü milyonlarca küçük iyileşme birleştiğinde büyük bir toplumsal değişime dönüşebilir.
ÖNCE TÜRKİYE'DE PİLOT UYGULAMA
Projenin nihai hedefi küreseldir.
Fakat dünyayı değiştirmeye çalışmadan önce küçük ölçekte çalışan bir sistem kurabilmeliyiz.
Bu nedenle ilk pilot uygulamanın Türkiye'de gerçekleştirilmesi düşünülebilir.
İlk aşamada sınırlı sayıda kullanıcı, sınırlı bir fon ve sınırlı görev kategorisiyle başlanabilir.
Örneğin önce birkaç yüz kullanıcı.
Sonra birkaç bin.
Sistemin gerçek hayattaki sonuçları ölçülür.
Nelerin işe yaradığı açıkça yayımlanır.
Nelerin başarısız olduğu da gizlenmez.
Hatalar düzeltilir.
Sistem öğrenir.
Sonra büyür.
Başarılı olduğu ölçüde farklı ülkelere açılır.
Her ülkenin kendi ekonomik koşulları dikkate alınırken sistemin ortak ilkeleri değişmez:
İnsan onuru, gönüllülük, şeffaflık, mahremiyet, adalet ve dayanışma.
TELEFON UYGULAMASI VE WEB PLATFORMU
Bu proje yalnızca teorik bir çalışma olarak kalmamalıdır.
Hedefimiz yapay zekâ destekli bir web platformu ve telefon uygulaması geliştirmektir.
Telefon uygulamasında kullanıcı kendi ekonomik destek durumunu, haftalık ödemelerini, görevlerini, eğitimlerini, kitap programını, yapay zekâ öğretmenini, gönüllü sosyal faaliyetlerini ve kazandığı puanları tek yerden takip edebilmelidir.
Bağışçı tarafında ise finansal şeffaflık, bağış seçenekleri ve sistemin yarattığı toplumsal etki açıkça görülebilmelidir.
Uzun vadede uygulama yalnızca bir yardım uygulaması değil, küresel bir dayanışma ve insanî gelişim ağı hâline gelebilir.
BU PROJE HENÜZ BAŞLANGIÇ AŞAMASINDADIR
Bu noktanın özellikle altını çiziyoruz:
Yapay Zekâ Destekli Küresel Tamamlayıcı Gelir ve Gelişim Sistemi henüz tamamlanmış bir ürün değildir.
Elinizde okuduğunuz metin projenin ilk kapsamlı taslağıdır.
Bu nedenle Sürüm 0.1 olarak tanımlıyoruz.
Finansal sürdürülebilirlik, hukuki yapı, ödeme altyapısı, yapay zekâ mimarisi, veri güvenliği, kullanıcı doğrulama, uluslararası mevzuat, kötüye kullanımın önlenmesi ve mobil uygulamanın teknik altyapısı üzerinde ayrıntılı biçimde çalışılması gerekmektedir.
Bu çalışma zaman içerisinde geliştirilecektir.
Yeni fikirler eklenecek.
Bazı fikirler değiştirilecek.
Çalışmadığı görülen mekanizmalar çıkarılacak.
Uzmanların eleştirileri dikkate alınacaktır.
Çünkü bu projenin kendisi de öğrenen bir sistem olmalıdır.
SPONSORLAR, UZMANLAR VE DESTEKÇİLER ARIYORUZ
Bu projeyi yalnızca internette yayımlanmış güzel bir düşünce olarak bırakmak istemiyoruz.
İlk hedefimiz kavramsal modeli geliştirmek, ardından teknik prototipi hazırlamak ve sonrasında gerçek kullanıcılarla sınırlı bir pilot uygulamaya geçmektir.
Bunun için sponsorlar ve işbirliği yapabilecek kişi ve kuruluşlar arıyoruz.
Teknoloji şirketlerini, yapay zekâ kuruluşlarını, sosyal girişim yatırımcılarını, vakıfları, sivil toplum kuruluşlarını, akademisyenleri, ekonomistleri, hukukçuları, eğitimcileri, psikologları, sosyal politika uzmanlarını, veri güvenliği uzmanlarını, yazılım ve mobil uygulama geliştiricilerini ve gönüllüleri bu proje üzerinde birlikte düşünmeye davet ediyoruz.
Katkı mutlaka para olmak zorunda değildir.
Bir yazılımcının teknik önerisi, bir ekonomistin finansal model analizi, bir hukukçunun mevzuat değerlendirmesi, bir eğitimcinin hazırlayacağı program veya bir şirketin sağlayacağı teknolojik altyapı da son derece değerli olabilir.
Elbette projenin prototipinin ve telefon uygulamasının geliştirilmesi için finansal desteğe de ihtiyaç duyulacaktır.
Bu nedenle projenin ilk aşamasına sponsor olmak isteyen kişi, şirket, vakıf ve kuruluşlarla görüşmeye açığız.
Projeyle ilgileniyorsanız; sponsor olmak, teknik destek sağlamak, gönüllü olarak katkıda bulunmak, eleştiri veya önerilerinizi paylaşmak ya da kurumsal işbirliği olanaklarını görüşmek için web sitemizde bulunan Contact bölümünden bizimle iletişime geçebilirsiniz.
SON SÖZ
Biz insanlara sadaka dağıtan bir sistem hayal etmiyoruz.
İnsanların birkaç kuruş kazanabilmek için saatler boyunca anlamsız reklamları tıklamak zorunda kaldığı bir sistem de istemiyoruz.
Başka bir şey mümkün olabilir.
Bir insan öğrenerek kazanabilir.
Kitap okuyarak kazanabilir.
Düşünerek kazanabilir.
Yeni bir beceri edinerek kazanabilir.
Kendisine iyi bakarak kazanabilir.
Doğayı koruyarak kazanabilir.
Başka bir canlıya yardım ederek kazanabilir.
Toplumuna fayda sağlayarak kazanabilir.
Ve bütün bunları gerçekleştirirken hayatındaki küçük fakat hayati bir ekonomik açığı kapatabilir.
Teknoloji insanları daha fazla tüketmeye yönlendirmek, onları sürekli izlemek veya yalnızca daha fazla kâr üretmek için kullanılabildiği gibi insanın yükünü hafifletmek için de kullanılabilir.
Yapay zekâ yalnızca şirketlerin maliyetlerini düşüren veya üretkenliği artıran bir teknoloji olmak zorunda değildir.
Doğru kullanıldığında eğitimde, yoksullukla mücadelede, fırsat eşitliğinde ve küresel dayanışmada insanlığın geliştirdiği en güçlü araçlardan biri olabilir.
Belki dünyanın bütün eşitsizliklerini ortadan kaldıramayız.
Ama bir insanın hayatını biraz daha yaşanabilir hâle getirebiliriz.
Sonra bir başkasının.
Sonra yüzlercesinin.
Sonra binlercesinin.
Ve belki bir gün milyonlarcasının.
Çünkü gerçek toplumsal barış, insanların korkudan sessiz kalmasıyla kurulmaz.
Gerçek toplumsal barış, insanların insan gibi yaşayabilmesiyle kurulur.
