S.O.S. — Urgent Help Needed. You can support my effort to leave Türkiye by sending even very small contributions through cryptocurrency accounts with very low transfer fees. View Support & Donation Details

25 Haziran 2026 Perşembe

Lawlessness in Türkiye Continues at Full Speed: A Serious Blow to Property Rights in Sarıyer Poligon


The rule of law, property rights, and public trust in state institutions continue to deteriorate in Türkiye. The recent events in Istanbul's Sarıyer Poligon neighborhood are no longer merely a matter of urban planning or redevelopment. They represent a profound controversy over property rights and legal certainty.

The Poligon neighborhood, located in Istanbul's Sarıyer district, has officially been designated as a "Reserve Building Area" by the Turkish government. This is not an ordinary neighborhood. It overlooks the Bosphorus and the Marmara Sea, making it one of the most valuable and expensive real estate locations in Istanbul. The issue is therefore not simply about urban renewal; it concerns an area with exceptionally high land and investment value.

If you search Google for "Sarıyer Poligon Reserve Area", you will find numerous Turkish news reports covering the case.

What does this designation mean in practice?

According to the property owners and widely reported news coverage, homes and land with legally registered title deeds have been included within the reserve area. Compensation values have reportedly been determined far below what many owners consider to be the actual market value of their properties. In some cases, homeowners claim they discovered the process only after compensation payments had already been deposited into their bank accounts without prior transparent notification.

This has created widespread concern among residents, many of whom argue that they were deprived of genuine negotiation and meaningful legal protection.

Reports further indicate that properties within the reserve area have been transferred as part of the redevelopment process to companies including Pelit İnşaat and Nar Enerji. Property owners claim that Bosphorus-view land worth many millions of Turkish Lira has been valued at approximately 41,200 TL per square meter, far below its true market value. Rather than being displaced, many residents have publicly demanded on-site urban transformation, allowing them to remain in their own neighborhood.

At its core, this controversy raises a fundamental question:

If citizens holding legally registered title deeds no longer feel confident that their property rights will be protected, then one of the most essential pillars of a constitutional state begins to erode.

Today it is Poligon. Tomorrow it could be another valuable neighborhood. If similar practices continue to expand into other high-value districts, the resulting public anger and social unrest could become far more serious. When people believe they are losing not only their homes but also the legal protections guaranteed by the state, confidence in public institutions inevitably declines.

This is why the Sarıyer Poligon case is not merely a local issue. It concerns everyone who owns property in Türkiye.

Related reports:

https://www.sozcu.com.tr/bir-sabah-kalktilar-ve-evlerinin-elden-gittigini-ogrendiler-p330612

https://www.facebook.com/watch/?v=1726524675022038

https://halktv.com.tr/turkiye/bogaz-manzarali-evlerinden-oldular-on-milyonluk-tapulari-ellerinden-bu-bedelle-alindi-1038222h

https://www.karar.com/guncel-haberler/sariyerde-tapusu-olanlara-rezerv-alan-soku-bir-sabah-uyandik-2055753


There are also other deeply troubling allegations concerning Türkiye's justice system.

The following information should be understood strictly as an unverified allegation, not as an established fact.

According to claims circulating on social media and discussed by some commentators, a female public prosecutor in Ankara allegedly had a personal relationship with a senior associate of a well-known organized crime leader. It has further been alleged that after this individual was detained and his mobile phone was seized, the prosecutor intervened, resulting in his release on the same day before the phone was reportedly subjected to forensic examination.

Again, these allegations have not been confirmed, and no final judicial ruling has established them as fact.

Nevertheless, the widespread public discussion of such allegations reflects the profound crisis of confidence that many citizens feel toward Türkiye's judicial institutions. Whether these claims ultimately prove true or false, the very fact that so many people find them believable illustrates how severely public trust has deteriorated.

Related video:

https://www.youtube.com/watch?v=xWxPfCHBRW0&t=214s


My Personal Conclusion

In my opinion, Türkiye is experiencing a profound institutional crisis affecting the rule of law, judicial independence, legal certainty, and the protection of private property.

Millions of ordinary people now worry not only about inflation or economic hardship, but also about their homes, their savings, their legal rights, and their future.

I am simply one of those millions who no longer wish to live inside this atmosphere of uncertainty and institutional decay.

Through my independent blog, I try to share information, analysis, and public reports that I believe deserve wider international attention.

I have one sincere wish:

Please help me leave this country through legal means.

I do not want to spend the rest of my life here.

If you would like to support my independent journalism, research, and blogging activities, any contribution through the cryptocurrency wallet addresses listed below would be greatly appreciated.

↓↓↓↓↓↓

https://lamurvaz.blogspot.com/p/support-and-donations.html

Thank you for your support.

I wish you health, peace, and all the best.

______________________________________________________








Türkiye'de Hukuk Devleti Tartışmaları Derinleşiyor

Türkiye'de son dönemde yaşanan gelişmeler, mülkiyet hakkı, hukuk güvenliği ve adalet sistemi konusundaki tartışmaları daha da büyütmektedir.

Son örneklerden biri, İstanbul'un Sarıyer ilçesine bağlı Poligon Mahallesi'nin "rezerv yapı alanı" ilan edilmesi olmuştur. Burası, İstanbul Boğazı'na hâkim konumu nedeniyle yüksek arsa ve emlak değerine sahip bölgelerden biridir. Konuyla ilgili çok sayıda haber ve hukuki değerlendirmeye internet üzerinden kolaylıkla ulaşabilirsiniz.

Peki tartışmanın temelinde ne var?

Hak sahiplerinin iddialarına göre, yıllardır tapulu olarak sahip oldukları ev ve arsalar rezerv alan kapsamına alınmış; ardından taşınmazlar için piyasa değerinin oldukça altında bedeller belirlenmiş ve tapu devir işlemleri gerçekleştirilmiştir. Bazı vatandaşlar ise hesaplarına herhangi bir ön bilgilendirme yapılmadan kamulaştırma bedellerinin yatırıldığını, süreci bu şekilde öğrendiklerini ifade etmektedir.

Hak sahipleri, özellikle Boğaz manzaralı taşınmazlarının gerçek piyasa değerinin çok altında, metrekare başına yaklaşık 41.200 TL seviyesinde değerlendirildiğini ve tapularının bilgileri dışında iptal edilerek devredildiğini öne sürmektedir. Vatandaşların önemli bir bölümü, bölgeden tamamen çıkarılmak yerine "yerinde dönüşüm" talep ettiklerini açıklamaktadır.

Basına yansıyan haberlere göre, rezerv alan kapsamındaki bazı taşınmazların Pelit İnşaat ve Nar Enerji isimli şirketlere devredildiği yönünde bilgiler bulunmaktadır. Bu süreçle ilgili hukuki tartışmalar ve davalar ise devam etmektedir.

Bu olay yalnızca bir mahalleyi ilgilendirmemektedir. Çünkü mülkiyet hakkı, modern hukuk devletlerinin en temel ilkelerinden biridir. İnsanlar yıllarca çalışarak edindikleri, tapusu kendilerine ait olan mallarının devlet tarafından hangi şartlarda, hangi bedelle ve hangi usulle alınabileceği konusunda tam bir hukuki güvence beklemektedir.

Eğer vatandaşlar, taşınmazlarının gerçek değerinin çok altında bedellerle ellerinden alındığına inanır ve hukuk yollarından da tatmin edici sonuç alamazlarsa, bunun toplumsal güven üzerinde çok ağır sonuçlar doğurması kaçınılmaz olabilir. Böyle bir güvensizlik ortamı yalnızca ilgili mahalleleri değil, ülke genelindeki milyonlarca mülk sahibini de tedirgin edecektir. Hukuk devletine olan güven zedelendiğinde toplumsal gerilimlerin artması kaçınılmaz hale gelir.


Adalet sistemiyle ilgili kamuoyunda tartışılan başka iddialar da bulunmaktadır.

Sosyal medyada ve bazı yayın organlarında, Ankara'da görev yapan bir Cumhuriyet Savcısı hakkında çeşitli iddialar gündeme getirilmiştir. İddiaya göre, organize suç örgütüyle bağlantılı olduğu öne sürülen bir kişiyle kişisel ilişki bulunduğu ve gözaltı sürecine müdahale edildiği ileri sürülmektedir. Ancak bu iddialar şu aşamada kesinleşmiş yargı kararlarıyla doğrulanmış değildir. Bu nedenle herkes açısından masumiyet karinesine saygı göstermek hukuken zorunludur.

Bununla birlikte, bu tür iddiaların dahi kamuoyunda ciddi biçimde tartışılıyor olması, Türkiye'de yargıya duyulan güvenin hangi noktaya geldiği konusunda önemli bir gösterge olarak değerlendirilmektedir.


Benim kişisel görüşüm şudur:

Bir ülkede insanlar artık yalnızca ekonomiyi değil; adaleti, mülkiyet hakkını, hukuki güvenliği ve geleceklerini de kaybettiklerini düşünmeye başladıklarında, sorun yalnızca ekonomik olmaktan çıkar. Böyle bir ortam, toplumun devlet kurumlarına olan güvenini aşındırır.

Ben de kendisini bu çürümenin dışında tutmaya çalışan milyonlarca insandan yalnızca biriyim. Kurduğum blog aracılığıyla hem düşüncelerimi hem de ulaşabildiğim haber ve bilgileri paylaşmaya çalışıyorum. Amacım nefret üretmek değil; insanların olup bitenleri farklı kaynaklardan da takip etmelerine katkı sağlamaktır.

Kendi adıma ise tek bir dileğim var:

Bu ülkeden yasal yollarla ayrılabilmek, hayatımı hukuk güvenliğinin daha güçlü olduğu bir ülkede sürdürebilmek ve yaşamımın geri kalanını daha huzurlu bir ortamda geçirebilmektir.

Burada ölmek istemiyorum.

Eğer çalışmalarımı, blogumu ve bağımsız içerik üretme çabamı desteklemek isterseniz, aşağıda yer alan kripto para cüzdanları üzerinden katkıda bulunabilirsiniz. 

↓↓↓↓↓↓↓↓

https://lamurvaz.blogspot.com/p/support-and-donations.html

Destek veren herkese içtenlikle teşekkür eder, sağlık, huzur ve esenlik dolu günler dilerim.







👁 ... kez okundu
Bu yazıyı paylaş:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

PAYLAŞ f X WA TG @
1. Türk Romanları 2. Dünya Edebiyatı
Home World News Contact Me Support And Donations Earn Extra Income Turkey News Calculator Currency Conventer World Map 100 Movies to Watch Before You Die
📚 Must-Read Novels
1. Türk Romanları 2. Dünya Edebiyatı
♫ LAMURVAZ MUSIC 50%