Hello,
I am a 51-year-old person who was born and raised in Türkiye. Physically, I am healthy. I can work under difficult conditions and live a simple life. But spiritually and emotionally, I have been deeply exhausted for many years.
Although Türkiye is a very beautiful land geographically, in my eyes it is gradually turning into an environment of heavy psychological pressure. I see corruption increasing, nature being destroyed rapidly, people moving further away from free thought, income inequality growing, and a large part of society beginning to live in anger, fear, and fanaticism.
People here no longer seem to live by trying to understand one another, but rather as if they are always ready to attack each other. Murders against women, violence, ordinary crimes, and social decay continue to increase every day. In state institutions, political loyalty and religious identity are becoming more important than merit and competence. Especially for people who think differently, even when there is no direct physical oppression, there is still a very heavy psychological pressure.
I have never been a hateful person. On the contrary, I am the kind of person who changes his path just to avoid stepping on an anthill. I truly love human beings, animals, and nature. I chose a vegetarian way of life. I have researched many religions and teachings throughout my life, and among them, the path that felt closest to my soul was Buddhism.
To me, Buddhism feels like a calm and deep inner path that does not shout, dominate, or frighten people. But in Türkiye, within a conservative society where intense religious pressure exists, it becomes very difficult for me to live according to this path. Sometimes a person does not become exhausted because of physical fatigue, but because of spiritual and psychological noise.
I want to spend the final years of my life in a simpler, quieter, and more meaningful way. If possible, I would like to live in a Buddhist temple as a student, to serve, learn, work, and simply exist peacefully. I do not have great expectations. I do not want a luxurious or flashy life. I only wish to live among calmer, kinder, and more conscious people.
What I have read and seen about Bhutan reminds me of something I lost a long time ago: inner peace.
I am sharing this message in the hope that perhaps there may be people who understand me.
I send my deepest respect and love to everyone. I wish you health, peace, and well-being.
_________________________________________
Türkçe
Merhaba.
Ben Türkiye’de doğmuş, büyümüş 51 yaşında bir
insanım. Fiziksel olarak sağlıklıyım, ağır koşullarda çalışabilirim, sade
yaşayabilirim. Ancak uzun yıllardır ruhsal olarak çok yoruldum.
Türkiye çok güzel bir coğrafya olmasına
rağmen, benim gözümde giderek daha ağır bir psikolojik baskı ortamına
dönüşüyor. Yolsuzlukların arttığını, doğanın hızla yok edildiğini, insanların
özgür düşünceden uzaklaştığını, gelir adaletsizliğinin büyüdüğünü ve toplumun
önemli bir bölümünün öfke, korku ve fanatizm içinde yaşamaya başladığını
görüyorum.
Burada insanlar artık birbirini anlamaktan
çok, birbirine saldırmaya hazır gibi yaşıyor. Kadın cinayetleri, şiddet, adi
suçlar ve toplumsal çürüme her geçen gün artıyor. Devlet kurumlarında liyakat
yerine siyasi yakınlık ve dini kimlik daha önemli hale geliyor. Özellikle
farklı düşünen insanlar, fiziksel baskı olmasa bile ağır bir psikolojik baskı
hissediyor.
Ben hiçbir zaman nefret dolu biri olmadım.
Tam tersine; yolda bir karınca yuvası görsem üzerine basmamak için yolunu
değiştiren biriyim. İnsanları, hayvanları ve doğayı gerçekten seviyorum.
Vejetaryen yaşamı seçtim. Birçok dini ve öğretiyi araştırdım. Bunların içinde
ruhuma en yakın hissettiğim yol Budizm oldu.
Budizm bana; bağırmayan, hükmetmeyen,
korkutmayan, sakin ve derin bir içsel yol gibi geliyor. Fakat Türkiye’de,
muhafazakâr ve yoğun dini baskının olduğu bir toplum içinde bu yolu yaşamak
benim için çok zor hale geliyor. İnsan bazen fiziksel yorgunluktan değil,
ruhsal gürültüden tükeniyor.
Hayatımın son yıllarını daha sade, daha
sessiz ve daha anlamlı geçirmek istiyorum. Eğer mümkün olursa, bir Budist
tapınağında öğrenci gibi yaşayabilmeyi, hizmet etmeyi, öğrenmeyi, çalışmayı ve
huzurlu bir şekilde var olmayı istiyorum. Büyük beklentilerim yok. Gösterişli
bir hayat istemiyorum. Sadece daha merhametli, daha sakin ve daha bilinçli
insanların arasında yaşamak istiyorum.
Bhutan hakkında okuduklarım ve gördüklerim,
bana uzun zamandır kaybettiğim bir şeyi hatırlatıyor: iç huzuru.
Belki beni anlayan insanlar çıkar diye bu
yazıyı paylaşıyorum.
Herkese en derin saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Sağlık, huzur ve esenlik diliyorum.
